Mahmut Tolon

mahmut tolon population evolution articles books kitaplar makaleler

Bürokrasi ve Vatandaş 11/25/2007


“Yarışın çocuklar!” dersiniz. 10 yaşıt çocuktan birinin sırtına 20 kg patetes dolu bir çuval koyarsınız.  Acaba hangisi kazanamaz dersiniz?. Sırtında patates çuvalı olan!Ama belki de o en fazla yarıştan faydalanır ve bilenir!  Türkiye inanılmaz yükleri taşıyarak bugüne geldi ve artık bu yüklerden kurtulma zamanı geldi.. İngilizce’de  bürokrat a civil servant diyorlar: tam anlamıyla: sivil hizmetli. Sen gel de Genelkurmay başkanına, Vali’ye “sen, benim hizmetlimsin!” de bu ülkede! Ama esasında tam anlamıyla o! Her memur, başka birşey değil. Bizim de, ülke olarak bu iletişim çağında hızla o noktaya geleceğimize inanıyorum.  Çok değerli bürokratlar olduğu için bu ülke hala inanılmaz yükleri taşıyabiliyor diye düşünüyorum. Fikirler enine boyuna tartışılınca, birçok sivil ve üniformalı bürokratın – en azından maaşlarını ve daha fazlasını hakkedenlerin, tamamen ayni veya benzer fikirleri savunacaklarına inanıyorum.

***

En başında dinimizi bürokratlara emanet etmişiz. Din ile devletin ayrılması sanıldığı kadar zor değil. Daha ziyade dövizin bir zamanlar “serbest” bırakılmasından olan korkuyu anımsatıyor:  Diyanet mal ve mülkleriyle Sünni temsilci olarak devlet dışında bir kuruluş olur. Alevilerin, Hristiyanların ve Musevilerin  teşkilatı zaten var. Her vatandaşın vergisinden kesilecek oran belirlenir ve inandığı din veya mezhebe göre vatandaşlar vergi beyannamelerine ekli bir dilekçe ile tercihlerini belirtir öder veya ödemezler ve seçimlerine göre o hizmeti alır veya almazlar. Bürokrasi ferahlar ve resmi Diyanet Kültür bakanlığına bağlı  sadece kültürel değeri nedeniyle bazı ibadethanelerden sorumlu olur. Bunun dışında dinin istismar edilmemesi ile ilgilenir.  Bireyin haklarını savunur. Inanmak, inanmamak hakları gibi. Mezhepler arasında haksız rekabeti önlemek ve kişilerin ve bilhassa çocukların haklarını bir din veya mezhebin  ihlal etmesini önlemek. Samimi inananların zaten buna bir itirazları olmaz. Askeriye de tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi Savunma bakanlığına bağlanır. Bürokrasinin küçülmesi için planlı bir şekilde çalışılır.

***

Ben 70 milyonda bir vatandaşım, ancak ortak akıl yani çoğunluk  bu fikirlere rağbet ederse fikirler gerçek olabilir.  Bu tabii benim hüsnükuruntum, sapmam da olabilir.  “Desteklenecek fikir” diyen de destekler. Oh ya! Yok referandum, yok sinirötesi! Erdoğan hayranı değilim. Ama fazla da okumadığım bir gazeteciye “sev veya terket” türünden bir cümle sarfetti ki o adamcağızın yani “Başbakanın”  olgunlaşması için daha fırınlarca ekmek gerek diye düşündüm. O çiftçiden de özür dilediğini  duymadım “ananı al da git “dedikten sonra. “Ulemaya danışalım” sözü de basından duyduğum kadarıyla onun: ilginç bir dünya görüşü, ben daha donanımlı bir Başbakan arzu ederdim. Herhalde pişmandır diye tahmin ediyorum. Doğrusu tedirginim böyle bir Başbakan tarafından yönetilmekten.  Genelkurmay başkanımızın da hayranı olduğum söylenemez. Beni daha güvende hissettirmesi gerekirken tedirgin ediyor.Umarım yakında emekli olur. Zırt pırt gazetecilere demeç veren komutanları bu ülke yeter gördü sanırım. Deprem araştırma merkezi veya Meteoroloji Genel Müdürlüğündeki değerli bürokratlar da bu ülke için en az askerler kadar önemli ama çıkıp sürekli fikirlerini beyan etmiyorlar. Ki onların fikirleri doğrusu daha çok ilgimi çekiyor. Üniformalı bürokratların tek farkı silahları ile bizi korkutmaları mı?   Tabii “zamanı değil bunu tartışmanın!” diyenleri duyar gibiyim. Ne zaman zamanı olacak?

***

Öyle 1/3 çoğunluk olarak yasa mı olurmuş? Bare yarıdan fazlası de! Alan da gaçan mı var? (sanki biraz hep var!)  Cumbabayı halk seçsin, buna taraftarım! Hep türümüzün ortak aklına ve sağduyusuna inandım. Tonla hata yapan bir insan olduğumun farkındayım, sukunetle enine boyuna konuşup anlaşmak gerek diye düşünüyorum. Ne yapalım? Çalışacağız ve malzeme bu, bununla idare edeceğiz.  Neden milletvekillerine para veriyoruz Allah aşkına? Otursunlar tartışsınlar ve anlaşsınlar diye! Lider sultasından kurtulup adil bir seçim yasası yapsınlar önce.  Cumhurbaşkanı Gül, hoşuma gidiyor. Çalışkan adam, en azından verimli ve müsbet bir izlenim bırakıyor. Hepsini hizmetlilerim olarak görünce gayet mültefit bir bakış açısından bakıyorum olan bitene!

***

Türkiye’de üniversite öğrencilerinin %73’ü TC’yi beğenmiyor. Yurt dışında çalışmak ve yaşamak istiyor(Milliyet17/10/2007MMünir). Bakın bu bilgi önemli! Birkaç araştırma daha okumak isterim bu konuda!

Hepimiz terkedelim  ve vatan sadece çalışma alışkanlığı olmayan TV başından kalkmayan  insanlar ve üniformalı ve üniformasız bürokratlara mı kalsın? Nereden çıkartıyor askerlerimiz Allahaşkına bu ülkeyi daha fazla sevdiklerini?  Aniden trafiği kesip flamalı bir arabaya yolverme hakkı nereden? Bu sapmayı toplumca düzeltme zamanı geldi. Yok haşa! Ama doğrusunu isterseniz apandisit ameliyatını yaptırmak için marangoza gitmez insan. Askerleri severim. Kendi ailemden iki askerden örnek vereyim: Dedemin babası Dr Mehmet Paşa   Haydarpaşa Askeri hastanesinin ilk sertabibi imiş.Yani bugünkü GATA nın kurucu başhekimi. Eskiden Haydarpaşa Askeri hastanesi girişinde resmi dururdu.19. yüzyılın sonunda ölmüş. Başında Fes ile kalpak arası birşey var diye sonra resmini kaldırdılar. Belki de sakallı olduğu için! Onun oğlu, Binbaşı İhsan bey ise Enver Paşa’nın sınıf arkadaşı imiş. Sınıf arkadaşı ailevi bağları nedeniyle paşa olunca ordunun gidişatını beğenmeyip birinci dünya harbinden epey önce  istifa etmiş. Tarihi bilenler bu  cümlenin ne demek olduğunu anlar. Hangisi mi benim gönlümde daha fazla yer kaplıyor? İkisi de ayni. Ayrıca  “aileyle fazla da gurur duymak çok da zekice bir tutum değil” diye inanırım. Onlar gibi binlerce subay çıkartmış bu ordu. Bugün de bu subaylar var ordumuzda.

***

Eğitim, kuraklık, küresel ısınma, nüfus, pahalı enerji sorunumuz. Gelin çalışalım. Sırtımızda bukadar bürokratik yük ile olmuyor. Birbirimizi ikna edelim, elimizde kurtulacak yeter bilgi de var. Şiddet’ten ne kadar uzak kalırsak o denli artacak yaşamda kalma şansımız.  Bu tabii, bir kavgayla, tehdit ile  sorunu çözdüğünü sanmaktan daha zor ve çok çalışmak gerektiriyor ama başka yolumuz yok.

Advertisements

March 30, 2012 - Posted by | Makaleler / Articles

No comments yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: