Mahmut Tolon

mahmut tolon population evolution articles books kitaplar makaleler

Din İle Devlet Ayrı mı? Diyanet gerekli mi?


 Diyanet hem işveren ve oy deposu, hem de siyasi bir kuruluş.  Fettullah Gülen hareketi de bence müminlerin bu devlet eliyle yönetilen diyanet başkanlığına  bir tepkisi zaten.Bakalım yeni anayasada kalkacak mı? Dört yıl kadar önce yazdığım bir yazının bir versiyonunu buraya almakta fayda görüyorum.

Alevi Sünni Tartışması ve Çözüm

Tekrar din dersleri ve Cemevlerinin elektrik parası da devletçe ödenecek mi tartışılıyor. Başbakan her inanca eşit mesafede olduğunu söylüyor. Ki esasen gereği de budur. Daha evvel Sn Erdoğan’ınreferansım İslamdır, velev ki başörtüsü bir simge olsun vs. türü söylemlerinden dolayı tedirgin olanlar var. Net bir yaklaşım ve çözüm olmazsa tedirginlikler sürer. Onbinlerle sünni dinadamına devlet yani hepimiz maaş öderken ve 5 vakit ezan hoparlölerle yayınlanırken bir grup çıksa ve başka bir söylemi günde iki kez hoparlörlerle ayni ses yüksekliğinde yayımlamaya başlasa tepki nasıl olur dersiniz? Bu çan sesleri olur veya ateistlerin bir söylemi olur teorik olarak fazla da farketmez. Devlet sizce eşit mesafede duracak mıdır?   Durabilecek midir?

Din ile devletin tamamen birbirinden ayrılması gerekir.  Nasıl mı olacak?  Reçetesi (tekrar)  aşağıdadır:

Örnekleri tüm dünyada vardır. Amerika, Fransa, Almanya örenklerini incelemek yeterli olur. Din ile devleti ayırmak için ille insanların birbirine saldırması gerekmez. Büyük bir kap IDRAK gerektirir.

İdrak var ise insanlar karşılıklı olarak konuşur. İdrak yok ise daha birkaç on yıl insanlar birbirini üzebilir, komplo teorileriyle uğraşır. Konferanslar seminerler düzenler. Komisyonlar kurar.

Ama esas olan idraktir.

Konuşur iken önce dinlemek ise faydalıdır. Bağırmak, tehdit etmek vs başarı oranını yok edici  unsurlardır. Tam olarak  hiçbir şey yok olmaz ama şiddet  büyük bedellere ve gecikmelere sebebiyet  verebilir. Esasen bağırıp tehdit etmek, idraksizlikten kaynaklanır.   Ondan sonra bir miktar (orta karar), organizasyon becerisi gerekir ve sonunda anlamlı miktarda Hakkaniyet de işin içine katılarak, İzan ve İnsaf gibi yeteneklerden de istifade ederek aşağı yukarı aşağıya yazılanlar yapılır:

Din ile devletin ayrılması sanıldığı kadar zor değil çünkü farklı ülkelerde kısmen yüzyıldan fazla süre önce yapılmış örnekler mevcut.   Daha ziyade dövizin bir zamanlar “serbest”  bırakılmasından olan korkuyu anımsatıyor:   Diyanet mal ve mülkleriyle Sünni temsilci olarak devlet dışında bir kuruluş olur. Alevilerin, Hristiyanların ve Musevilerin  teşkilatları zaten var.  Bazı istisnai  kültürel ve turistik değerleri olan ibadethaneler  Kültür bakanlığı uhdesinde kalır.  Diğer Camiler  vs

bir kurulacak Sünni Kuruma devredilir. Bir bölümü nüfusla orantılı bir şekilde Alevilerin teşkilatına devredilir. Dürüstçe rekabet koşulları saptanır. (yani okulda din dersi adı altında)  bir mezhebin değil tüm din ve mezheplerin kültürü okutulur. Din dersleri seçmeli ders olarak ayrıca sunulur. Nüfus oranları ve izan çerçevesinde bazı mülkler diğer din ve mezheplere devredilir.  Bu mülklerin karşılığında saygılı oranda düşük bir vergi gelirini de beklemek devletin hakkı olur. ABD de örneğin bir kilisenin park yerinden ayin esnasında vergi alınmaz ama sair sürelerde otopark olarak bu park yeri işletilince vergi alınır.

Her vatandaşın gelir vergisinden kesilecek oran belirlenir ve inandığı din veya mezhebe göre vatandaşlar vergi beyannamelerine ekli bir dilekçe ile tercihlerini belirtir öder veya ödemezler ve seçimlerine göre o hizmeti alır veya almazlar.  Ve seçimlerine göre nüfus ciz<danlarında din mezhep yazılır veya yazılmaz. Yani din mezhep nüfusa doğuşta otomatikman yazılmaz bu devletin her vatandaşa eşit mesafede olmadığını gösterir.

Dini kuruluşlardan yaptıkları kamu yararına olan dini faaliyetten cüzi vergi alınır veya alınmaz ama örnek caminin yanında otopark işletirlerse normal vergi alınır. Bürokrasi ferahlar ve Kültür bakanlığı   sadece kültürel ve turistik değerleri nedeniyle bazı ibadethanelerden sorumlu olur. Bunun dışında dinin istismar edilmemesi ile ilgilenir.

Diyanet işleri lağvedilir ve Kültür bakanlığına bağlı bir Genel müdürlük olur. Çevrede yaşayan hastaları vs göz önüne alarak ezanın hangi desibel ile okunacağını saptar ve denetler ama lisana vs. karışmaz.

Zaten kanuna göre isteyen bugün de ezanı örneğin Türkçe veya Japonca okuyabilir ama lisanda da belirleyici unsur bugün devlet içinde olan diyanettir. Yani devlet görevini yapar ve bireyin haklarını savunur.

İnanmak, inanmamak hakları gibi.  Mezhepler arasında haksız rekabeti önlemek ve kişilerin ve bilhassa çocukların haklarını bir din veya mezhebin  ihlal etmesini önlemek. Samimi inananların zaten buna bir itirazları olmaz.  Sorun bu tür bir reformda maddi çıkarlarına halel geleceği vehminde olanlardır.

Onlara da çıkarlarına bir halel gelmeyeceği sükunetle anlatılabilinir.

Bu işi yapabilecek güçte bir hükümet işbaşındadır.

Bakalım tarihe Türkiye’nin önünü açacak bir reformla geçmek isteyecekler mi?

Advertisements

June 11, 2012 - Posted by | Makaleler / Articles

8 Comments »

  1. […] bir süre evvel  din ile devletin ayılması diye bir yazı yazmıştım. (https://mahmuttolon.wordpress.com/2012/06/11/din-ile-dervlet-ayri-mi-diyanet-gerekli-mi/)  Alevilik ayni dinin bir mezhebi ve kendini Sünniliğin dışında görüyorsa […]

    Pingback by Din ve Askeriye « Mahmut Tolon | July 14, 2012 | Reply

  2. […] Dini hürriyet konusunda anlamlı sorunlar var. Din ki, işin komik tarafı, bu ülkede İslamiyetten, yani felsefi yaklaşım olarak ruhban sınıfı  olmayan bir dinden bahsediyoruz,  dev bir ruhban sınıfı ihdas edilerek ve inanılmaz paralar ayrılarak yönetiliyor ve trajikomik bir şekilde aleviye cami diretiliyor, cemevi ibadethane olarak kabul edilmiyor. Bu sanıyorum geçici bir süreçdir.  “İleri demokrasi “ olabilmek için düşlediğim   dini ahlaki ve teknik altyapıya daha evvel değinmiştim. Bakınız   https://mahmuttolon.wordpress.com/2012/06/11/din-ile-dervlet-ayri-mi-diyanet-gerekli-mi/ […]

    Pingback by Erişkin Vatandaş, Vesayetçi Devlet : Emniyet Kemeri Gerekli mi? « Mahmut Tolon | April 10, 2013 | Reply

  3. […] Turpun büyüğü heybede daha Erdoğan’a çok dokunacaklar diyenler de var.  Geçen yazıda değindiğim “çok para haramsız çok laf yalansız olmaz” deyimi doğrultusunda birşeyler daha var anlaşılan. Erdoğan’ın gücü paylaşmamak istemesi doğal. Ama demokrasiyi içine sindirmiş bir insan olsa Başbakan, lider sultasından kurtaracak bir seçim kanununa  önayak olur. Dinle devlet ayrılmadan bu tür filimleri daha çok izleyeceğiz gibime geliyor dostlar! Askeri vesayetten kurtulduk da dinin vesayetini elinde tutan devlet ne kadar doğru? Beraberce karar vereceğiz önümüzdeki yıllarda. İslamiyette ruhban sınıfı yoktur ey müminler! Bizde bürokrasisi bile var. Bakınız Din ve Devlet […]

    Pingback by Eğlencelik « Mahmut Tolon | December 22, 2013 | Reply

  4. […] sayesinde yakında daha çabuk bazı konularda saf tutacağız gibi iyimserliğimi koruyorum. Neden din ile devletin ayrılması konusunda  demokratik ülkelerde anayasalar hemfikir?  Nedenini başbakan / cemaat […]

    Pingback by Din, Devlet, Hukuk ve Barolar Birliği « Mahmut Tolon | January 7, 2014 | Reply

  5. […] Bir de kayıt dışı dinden bahsediliyor. Eh, günaydın! Tek tip dinden gına gelmiş olamaz mı cancağızlarım? Dinimizde ruhban sınıfı yok iken sen bir ruhban sınıfı yarat ve tek tip bürokrasi ve insanlar mutlu olsun? Esas duruş! Sanki olmuyor cancağızlarım. Bu konuda bir reform hakkında fikirlerinizi siz de yazın ve şu satırları belki bir okuyun : https://mahmuttolon.wordpress.com/2012/06/11/din-ile-dervlet-ayri-mi-diyanet-gerekli-mi/ […]

    Pingback by Tek Tip Din, Döviz, Faiz Lobisi | Yarımada.org Urla Çeşme Seferihisar Haberleri | January 30, 2014 | Reply

  6. […] çatlayan bir tavan  Anadolu’daki İslamizm idi.  Bir ortaya giderek çıkan gerçek ise    din ve devlet kavramlarının bir birinden ayrılması gereği idi. Diyanet politik bir güç ve […]

    Pingback by Cam Tavanlar, Bakara makara, Dag Hammarskjöld, Anita Ekberg, Mansur Yavaş « Mahmut Tolon | April 3, 2014 | Reply

  7. […] 2012 de tekrar Din ve Diyanet diye tekrar yazdım. Habire de yazıyorum. Bilemiyorum orası İzlanda bura Türkiye, ben mi çok […]

    Pingback by En İyi Parti « Mahmut Tolon | June 21, 2014 | Reply

  8. […] Zamanın bir ok gibi öne doğru akmasını (Eddington 1927) açayım, bu fizikçilerin bir bakış açısı ve son derece doğru. Özetle üç yumurtayı kırıp sahanda yumurta yapabilirsin ama bu yumurtaları eski haline doğru bir ağır çekim ile tekrar gerçek yaşamda bir araya getiremezsin, teknoloji ne olursa olsun. Uzlaşmayı bizim kültürümüzde de benimsememiz gerekecek. Artık bu iletişim çağında bunu yasaklarla yapma rahatlığımız yok. Diyanet’n özelleştirilmesi hakkında daha önce de yazmıştım.     […]

    Pingback by Krizler ve Çözümler, İslamiyette Reform « Mahmut Tolon | January 14, 2015 | Reply


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: