Mahmut Tolon

mahmut tolon population evolution articles books kitaplar makaleler

Spor karşılaşmaları izlerken


Olimpiyatlarda  TRTde bir boks maçı izledim. Maç güzeldi, ama spiker ÇOK FAZLA ve bağırarak KONUŞUYORDU.  Belki birkaç punto daha büyük yazmak gerek bu son cümleyi!  Maçı boksörün ne yapması gerektiğini söyleyerek sundu.  “ Bizimki” ve “diğeri” olarak sunmakta kalmadı, “Haydi” falan diye de tezahürat yaptı yayın boyunca.  Bir de kendi reklamını yapmaktan kaçınmadı. Falan maçta bilmemkime pire derdik, falan maçta bilmemkimi görmüştüm gibi.

Halbuki spikerin görevi   istatistiki ve tarihi bilgi vermektir . Oyun hakkında bilgi vermektir. Maç esnasında az konuşup teknik bilgi vermektir ve taraf tutmamaktır. Eğer tabi bir kasaba maçını anlatan kasabanın çığırtkanı değilse.

Sunucu  milli boksörünü kendi boş zamanında tutabilir ama milli bir tv de bir maçı sunuyorsa ve bu ülke uluslararası  bazı ülkelerde  “lider konumunda” bir ülke ise  spikerin taraf tutma hakkı yoktur ama objektif olma görevi vardır. Taraftarlık tutkusunu özel zamanında şapkalar giyerek, yüzünü boyayarak ,  istediği kadar bağırarak  falan tatmin edebilir . Yayında iken bu ayıptır. Dünyanın  ilk on  en fazla konuşulan lisanından biri Türkçe, başka ülkelerden de seyirci olabilir veya yarı Türk yarı Amerikalı olan seyrciler vardır vs vs .   Ülkemiz vatandaşlarının dolayısı ile  ve de AYRICA başka bir milli takımı da tutabilme hakkı olmalıdır. Ve bu hakka saygı da gösterilmelidir.  Yani özetle TRT Takımı tutmayan ölsün veya zaten vatan hainidir yaklaşımını Mesut Özdil olayını hazmederek  futbol örneği ile sporda aştı   sanıyordum. Yanılmışım.  Hani ülke genelinde azınlık haklarından falan bahsediyoruz ya sunucunun tarafsız olması işte öyle bir şey.

“Filenin sultanlarını” da ABD karşısında seyrettim. Sunum ayni kriterlere göre felaketti. Çok fazla taraf tutan, rahatsız edici boyutta ukala bir spiker maçı sundu. Özgüven veya deneyim veya bilgi  eksikliğindendir herhalde. Adam sanki spiker değil  oyunculara nasıl oynayacaklarını söyleyen bir kasaba taraftarı gibi mikrofon başındaydı Kendisi ön plandaydı  neredeyse ve kendisi ile dolu idi spiker. Herşeyi 4 defa tekrar etmeyi de ayrıca görevi sandı. Voleyboldaki evrensel gelişmeler ve sporun kendisi hakkında hiç bilgi vermedi.

Belki uluslarası bir yabancı TV den izlemek gerek böyle kritik maçları, veya sesi kapatarak izlemek.

“Filenin sultanları” bir yakıştırma olabilir bu yakıştırmayı bir spiker bir veya 2 kez de kullanabilir ama voleybol’in zevkine varamadım. Genelde Türk Milli Takımı ABD Milli takımı demek yeterlidir. Zaten Türk  Milli takımında olmak öyle bir potanın perisi, filenin sultanı, bilmemnein hünkarı falan olmaktan daha değerli olmalı diye düşünüyorum. Yaygara ile altın madalya alınsaydı herhalde bolca altın madalyamız olurdu. Bukadar agresif bir şekilde maç anlatmak beraberinde kavgaları da getirir.

Bir gözlem daha:  voleybolcu kızların çoğu makyajlı idi bizim takımda, bir kısmının kırmızı ojeleri bile vardı. Biraz şaşırtıcı buldum. Ama doğrusu güzel kızlar. Yakıştırmışlar. Dereceye giren sporcuların  epeyce daha az makyajlı olduklarını  da farkedeceklerdir herhalde.

Haydi sultanlar! “Desteğimiz hep sonuna kadar!”

6.08.2012 TRT Sporda atletizm sunumu ise dünya çapında, sakin ve bilgilendirici, tebrikler! Güreş yorumcusu “Sevgili Seyirciler” güreş hakkında birşeyler bilebilir ama yöresel şivesi ile zor anlaşılan bir şekilde sundu minderin (kaplanları mı aslanları mı unuttum) olaylarını. Benim gibi vasat bir seyirciye birşey veremedi, ilgimi de çekemedi, kapatma hakkımı kullandım. NTV spor varken korkarım   vergilerimizle yayın yapan TRT yi izlemek de bir ders niteliğinde oldu.

EK 11.Ağustos: Güreşte hala ayni spiker. Burası TürkiyeRT ise net temiz aksansız bir  Türkçe konuşması gerek sunucunun!  Ayrımcılık falan değil kökeni ne olursa olsun BBC de spikerler var ama hepsi NET ve anlaşılır bir İngilizce konuşuyorlar!  Hakem yerine Hağkem diyen yorumcular mı sitersiniz RAKİP kelimesini rağkip diye telaffuz edenler mi?  Gururlandıran madalyalara rağmen TRT bir Devlet kurumu ise ki son bildiğime göre öyle en azından temiz ve anlaşılır bir Türkçeye özen göstermeli. Bir boks “yorumcusu” boksörümüzün son raundunda bir lokantadan bile bahsetti ve arda 14 kadar maç anlattığını söyleyiverdi. Ayıp ki ne ayıp!

Son bir not: Bahri Tanrıkulu  çeyrekfinal maçında spiker bir amigo gibi ve TV den  “Bahri sol elinde kırıkla dövüşüyor rakip bunu bilse büyük bir avantaj elde eder “diye bas bas bağırıyor. A be çocuk hiç mi spor yapmadın? Rakibe böyle bir koz yarı final olmasa final için böylesine ilan edilir mi? Değil mi  federasyondaki yetkililer?  Siz birazcık  logorö, yani laf ishalinden kurtulabilseniz!

Advertisements

August 6, 2012 - Posted by | Makaleler / Articles

2 Comments »


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: