Mahmut Tolon

mahmut tolon population evolution articles books kitaplar makaleler

Bakanlara ücretsiz Evrim dersleri verilir


Bakan Kılıç “Evrimi tabii ki sansürleyeceğim. Sen evrime mi inanıyorsun? Maymundan mı geldin? Yukarıda Allah var” demiş. Kime? Bir öğrenciye.

Yukarda nerede Sn Eski Bakan Siz yoksa yobaz mısınız? Sadece bilgisiz misiniz? Yani cahil misiniz?  Siz Ortaçağ da yaşadığınızı mı sanıyorsunuz?  Dünya ayrıca düzdür bunu da kitaplara sokun lütfen!

Ülke alay mevzuu haline geliyor genç bakan bey. Artık bu seviyede bir insan  bu denli gönül ferahlığı ile hiç çekinmeden bu tür bir lafı edebilecek kadar bilgisiz ise Allah bize kuvvet versin. Sabır versin. İnsanlar buradan tutturuyorlar, sonra andımızı da yokettiğinize kadar sayıyorlar. Bare doğru yaptığınızı bu cehaletin içinde batırmayın. Ne demek bu?  Biyoloji kürsüsüne “evrime inanmıyorum diyecek denli bilgisiz insanlar  atıyorsunuz, çocuklar da böyle yetişiyorlar sonra. Yapmayın etmeyin.   Üniversitelerde hocalar evrimi anlatmaya (bilseler dahi ki maalesef bu çağda hale bilmeyeni var) korkar hale geliyorlar.  Yapmayın genç eski bakan vatandaşım, bu kadarı da cahil cesaretini aşıyor artık.

Sonunda Üniversiteden geçimini sağlamak isteyen bir hoca evrim anketi yapmaya korkar hale geliveriyor. Bari bilmediğiniz, anlamadığınız konularda susun, susmayı bilecek kadar alçakgönüllü olun.

Bazı  bilim insanları da çok bilmiş tavırlarıyla “Evrim bir bilimdir inanmak değil, bilmek gerekir“ gibi bir vecize yurmurtlayıverirler ki of anam of oluverirsin.

Tabii ki evrime de inanmak gerekir. Evrim kuramının anlaşılması ile bilim insanları Mikrobioloji, Bioloji, Embrioloji, Antropoloji, Viroloji, Genetik,  Bağışıklıkbilmi, Transplantasyon İmmunolojisi ve buna benzer 100 ayrı bilim dalı kurup çağ atlamadılar mı? Genetikte olduğu gibi bu kuram  üzerine bilgi inşa edip mucizeler gerçekleştirmediler  mi?  Bu dalları okuyanlar basit biyokimya deneyleriyle kendileri birkaç gün içinde mikroplarda evrimi takip ve ispat edemiyorlar mı?  Tüm bunlara cevap evet. Ve evrim tabii ki diğer kanunlarla mukayese edince anayasa niteliğinde. Evrim olmasa biz olmayacaktık ve tüm diğer kanunları da anlamaya gerek  olmayacaktı, yer çekimi veya bunun izafiyeti gibi.

Durum bu denli net iken neden inanç? Basit bir örnek vermeye çalışayım:  Diyelim ki Türkiye’de 70 milyon insan yaşıyor. Bu rakama inanmak zorundayız. Neden? Saymaya kalksak tek kişi yüksek sesle 2 senede sayar. Demek ki bu tür bilimsel veri için bile binlerle insanın organize edilmesi ve  yeme içmelerinin sağlanması, verilerin kontrol edilmesi gerek. Sonunda bulunan rakam da o tarihte yapılan sayım ve artı eksi hata payı. Bulunduğu anda bu rakam değişecek ve  ülkeye yeni girenlerle ve yurtdışına çıkan ve yeni doğanlar ile farklı olacak. Sayıma inanacaksınız,  ve ondan sonrasını tahmin edeceksiniz.  Onun için kafanıza göre takılın, ama lütfen başka düşünen var ise de öldürmeyin.

Kişinin en iyi yapabileceği tahsilli bir tahmin veya bilimsel verilere dayalı bir öngörü. Evrimi anlamaya başlamak için de yıllarca eğitim gerekiyor. Okumadan, düşünmeden,  çalışmadan olmuyor.  „İki hap al yat evladım sabaha kavrayacaksın! diye olmuyor.

Ülkemizde evrimi kabul edenlerin %30 civarında olduğunu öğrenince önce inanamadım. Bu konuda zaten eskiden beri çalıştığım için bu rakamı kontrol etmek için bilimsel çalışmalara da katıldım. Netice? Üniversite ortamında  bile! evrimi kabul edenlerin oranı % 25, hocalar arasında  yarıdan fazlası. Ümit: kadınlarımızda evrim bilinci daha fazla!

Çoğunlukla olmuyor bu işler ama çoğunlukla olursa daha güzel olur. Batı Avrupa’da artık evrime inananlar % 80 lerde. Kör döğüşüne hoş geldiniz. Evrim bilimdir, inanamak yoktur diyenler de konuşsunlar, hepimizi Tanrı püripak olduğumuz gibi yarattı diyenler de.

Evrimi Ebu Osman Amr bin Bahr el-Cahız (776-869) den, Biruni’nin çağdaşı İbn Miskeveyh’e (ölümü 1030)  ilk sezen alimler de  doğru bildiklerini söylemişler.

Güzel tarafı evrimin inanı da inanmayanı da kapsaması. Zaten kırsal kesimde büyük bir sorun da yok, her köylü size biberiye kekiğin yeğenidir deyiverir.

Hem din ile bilim arasındaki temel fark: birinde inanmanın esas olduğu, diğerinde ise şüphe etmenin. Bu lafımı anlamayanlar lütfen dinde şeriat safhasını aşan insanlardan yardım alsınlar.

Ayrıca evrim bizim nasıl bugüne geldiğimizi bize anlatır, neden varolduğumuzu da değil.

Eğlenmek istiyorsanız ey şüpheciler bir de internete girip pastafaryanizm veya uçan spagetti canavarı diye bakın ve okuyun. Kuran da oku diye başlamaz mı zaten?

Advertisements

February 5, 2014 - Posted by | Makaleler / Articles | , , ,

4 Comments »

  1.     Hahahaaa cok guldurdun beni! Onlarda sana ucrestiz hapishane cezasi verirverirler. Sana ucretsiz olur ama seni orada bakip, besleyecek yine halk ve halkin vergileri. Cik isin icinden cikabilirsen? Hey Allahim diyorum ben bu ise 🙂

    Füsun

    ________________________________

    Comment by Fusun Guder | February 5, 2014 | Reply

  2. “Yukarda Allah var ” cümlesi, eğer bir alışkanlıkla ağızdan çıkmadıysa, bilgisiz birinin ifadesi olur. Zira Allah kavramını Kuran’dan öğrendik. Samet, Ahat olan Allah bize şah damarımızdan yakın, tek varlık Allah’tır. Bizler O’na ulaşabilirsek ne ala yoksa yok olacağız…Yukarısı dediğimiz yer, akşam aşağısı olacak, yukarı diye bir şey yok….İnanç kesin olmayan şeyler için kullanılır. Eğer din, Allah, ahret yüzde yüz bilinen olsaydı, inanç kelimesi anlamını yitirirdi. İnanç’a ulaşılır ve hiç de kolay değildir…Bilimde inanç olmaz, bilim adamı bilimsel metotlarla gerçeği araştırır. İnançlı biri de bilim adamı olabilir ancak çalışırken inançlarını askıya alması gerekir, zira peşin görüşle bilim olmaz…Evrim görüşü ile yaradılış anlayışı, birbiri ile çelişmeyebilir. Kuantum fiziğinin bulgularından sonra bu gerçek anlaşıldı. Evrimin hâlihazırda tıpkı Big Bang gibi devam etmekte olduğunu anlamak mümkün. 1950’deki bebekleri hatırlayalım, başlarını dahi dik tutamayan bu bebeklerle, bu günün bebeklerini mukayese etmek yeter…Kuantum fiziğindeki ‘Birleşik Alan’ anlayışı, ‘İhlas Suresinde’ anlatılanla hiç mi hiç çelişmiyor. Hele sicim görüşü, kuvarkların altındaki titreşen, belki de paralel evrenleri meydana getiren o enerji parçacıkları (sicimler) sürekli Allahı tesbih ediyorlar…

    Comment by H.Emre Oktay | February 5, 2014 | Reply

  3. Din ile bilim arasındaki temel fark: birinde inanmanın esas olduğu, diğerinde ise şüphe etmenin. Her şey bu cümlede gizli. Emeğinize sağlık,
    keyifle okuduğum güzel bir yazı.

    Comment by Ragıp TOPAL | February 6, 2014 | Reply


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: