Mahmut Tolon

mahmut tolon population evolution articles books kitaplar makaleler

Git Derdini Dağa Anlat


Ünlü bir  halk şarkısıdır 1800 lü yıllardan kalan, ayni zamanda yazar James Baldwin in Go Tell it To a Mountain adlı din ve Afrika kökenli  Amerikalılar  ve ırkçılık konusunu işleyen romanının ismidir. Şarkı Go tell it on a mountain diye Simon ve Garfunkel ca   da söylenip tekrar ün kazandı.

Mecazi anlamda git derdini dağa anlat olarak da çevirebiliriz. Dini inançlarla  bütünleşince işler daha rahat, derdini Allah’a  anlat.  Hukuk devletine anlat ki çözüm bulsun. Eşine dostuna anlat, dinlerse savcıya avukata anlat, rekabet kuruluna anlat, tüketici derneğine    ve kime anlatırsan anlat seni suçlu bulsun. SUÇ sende , seni beceriksiz! Burası Türkiye!

Nasreddin Hoca misali yahu hırsızın hiç mi suçu yok?  Vahşi kapitalizmin bisiklet binicisi mantığı ile yaşıyoruz. Alttakini ez, üsttekinin altında eğil!

Kısmen ezebilirsin de, bu sistemde de varoluş nedenimiz sağı solu ezip had bildirmek mi?  Habire didişmek mi?

Son ayda yaşadığım somut  dört  şeyi örnek olarak yukarda yazdığımı açmak  paylaşayım: benzeri şeyler habire sizin de başınıza geliyordur. Çözüm?

1) Hep beraber daha düzgün bir işleyiş kuracağız!

2) Veya düzgün işleyişi olan yerlere göç edeceğiz?

3) Veya “var ki bu sorunlar oluyor çok şükür” diye sevineceğiz.

Ben esas olarak son yolu seçtim, ilk yola da elimden geldiğince katkı yaparak.

Telekom müşterisiyim malum tekel. İnternet ülkeye geleli beri.  Sekiz (8) megabit  “sınırsız “paketim var.  Son ayda habire kopmalar olduğu için yaklaşık on kez arızayı aradım alabildiğim hız minimum 1.2 ile  en fazla 6.7 megabit arasındaydı o da kopmadığı zaman bakınız resimler.Screen shot 2014-03-19 at 07.33.48

Son arayışımdan sonra gene birşey değişmeyince dün tekrar aradım ve alay eder gibi “kota dolduğu için  hızımın 3megabite düşürüldüğü” paylaşıldı.

Screen shot 2014-03-13 at 20.40.35

Dilekçe yazdım müşteri memnuniyeti  vs diyerek , iki konuşma daha yaptım 4440375 ile.

Bakkaldan bir şişe süt alsam, bozuk çıksa, bakkalın veya süpermarketin özür dileyip yeni bir süt vereceğini vs. anlattım bakalım ne çıkacak? Altı ay evvel hep altyapı yetersiz 6 megabitten daha fazla almanız mümkün değil diyorlardı şimdi 20 megabite kadar verebiliriz diyorlar. Urla telekoma başvurmam lazımmış. 20 megabit alınca bakalım gene resimdeki neticeleri mi elde edeceğim. Ey  savcılar, rekabet kurulu, tüketici hakları kuruluşları, Ulaştırma bakanları  vs.

ABD de nasıl bir bakalım: “Iyi ki orada degilim ben yoksa delirtirlerdi herhalde.
Burada internetimiz kesilince veya hiz sorunu oldugunda ta kapiya kadar gelip sokaktaki santrala kadar bakiliyor. 20mbit ise eger hiz o zaman 20mbit gormeden adam gitmiyor.
Internet kesintisi olursa eger, telefonda dert anlatilinca o ay para almiyorlar.
Servis anlayisinin orda oturmasi daha ne kadar alacak bakalim.”

Başka bir başlık: Elektrik.  İmarlı arsanıza ev yapıyorsunuz. Elektrik veremiyoruz direk dikin alın trafo koyun diyorlar. Trafo ve direk maliyetinden sonra Tedaştan normal aboneden biraz daha pahalı elektrik alıyorsunuz, hem de odaların baskısı ile “trafo sorumlusu istihdam etmeniz gerektiği” size bildiriliyor. Bu arada “yağmur yağdı”, “don oldu” “kurak gitti, tozdan” diye ayda en az birkaç kez elektriğiniz kesiliyor.

İstediğiniz firmadan elektrik satın alabileceğiniz söyleniyor. A firması ile yüzde 10 indirimli kontrat yapıyorsunuz. Sayacınız uygun değil diye bağlayamıyoruz siz gelin tedaş ile % 8 indirimli kontrat yapın diyorlar. Aniden sayacınızın “uygun olduğu” ortaya çıkıyor bu suç değil mi?

Kasetli ve tapeli dünyamızda hoş dertler bunlar deyip geçiyorsunuz. Eğer iş edinmek istemiyorsanız. Git derdini dağa anlat haleluya!

Bambaşka bir örnek:

Bir split klimayı bir yerden bir yere nakletmesi için sempatik bir yerel usta ile anlaşıyorsunuz. 70-80 TL ye yaparım diyor.

Üç hafta önce geliyor, üç adamı ile yapıyor. Parça almak zorunda kaldım 140 tl diyor.  Sempatik genç adama 140 TL veriyorsunuz. Giderken  klimayı delerken binanın dışındaki söveyi tamamen yıktığını farkediyorsunuz “gelip yaparım” diyor.

İlk yağmurda eve su giriyor. Meğer klimanın tahliye borusunu takmayı ve dışından silkonlamayı unutmuş söveyi kırarken!  Gönderdiği adamlar biz yaparız ama usta kendşi gelip yapmak istiyor diyorlar. Bu arada yağmurdan klima bozuluyor. Yolladığı adamlar ana kartını söküp alıyorlar.  “Usta” son 10 gündür telefonunu açmıyor. İşin yoksa uğraş. Tabii uğraşabilirsin, adamı da mahkeme mahkeme süründürebilirsin de! Netice? Eline ne geçecek?  Anlattığın dostlar genelde “suç sende, o ustayı değil bu ustayı çağırmalıydın” veya “önce bana sorsaydın” türünden zekice katkılarda bulunuyorlar!

Son örnek gene gayet somut: Kiracım geçen temmuzda eve girdiğinden beri kira ödemiyor. İlk başta “bu hafta, öbür hafta, önümüzdeki ay zaten çıkacağım”  vs. diye oyaladı. Kontrat eşi üstüne, kefil kayınvalidesi, emekli maaşı var, memuriyetten emekli imiş.  Sonra öğrendim ki adam bu işi iş edinmiş, böyle böyle bir yıla yakın oturup sonra başka bir yere geçerek çocuklarını büyütüyormuş arada da sağı solu tehdit etmek ve kabadayılık yapmakta geri kalmıyor.  Avukata da bir kira kadar ödeme yaptım.

İlk başta “borcu birkaç senede alırız” diyordu.  Geçen hafta emekli maaşına haciz konulamıyormuş diye  öğrendim.

Bakalım ne zaman tahliye ettirebileceğiz?  Başıma on yıllar önce Almanya’da da gelmişti ,bir kiracım 6 ay ödeme yapmadan evi rezil edip çıktı. Haczedilecek bir malı yoktu. Avukat parası ödeyip bir bardak soğuk su içmiştim. Tabii ki SUÇ bende!  Keşke sana, sana ve öbürüne önceden danışsaydım!

Hava güzel, seçim öncesi yaşam heyecanlı ne zamandır Almanca’da kullanılan bisikletçi mentalitesi kavramını yazmak istiyordum ve  İngilizce’deki yaygın “git derdini dağa anlat” kavramını. Simon ve Garfunkel melodisini mırldanarak, arzederim.

Advertisements

March 20, 2014 - Posted by | Makaleler / Articles | , , , , ,

2 Comments »

  1. Geçen seneki inşaatttan sonra sinir sistemim yeni kendine geliyor,bende de en son bir Garanti Bank olayı var ki…evlere şenlik…..

    Comment by nimet | March 20, 2014 | Reply

  2. Ben de bu tür olaylar neden benim başıma geliyor diye söyleniyordum.Örneğin, 11 yıl önce arazimizle ilgili alınmış Urla Belediye Meclisi kararı var.2 ay sonra da Belediye Encümen kararı var.Şimdi,11 yıl sonra,Belediyede çalışan bir bayan Belediye Meclisi ve Encümeninin aldığı kararlar kanunlara aykırıdır diye hem kendi Meclisini ve Encümenini suçluyor,hem de bizim işimizi yapmayı reddediyor.Ne yaparsınız?Aklınıza gelen ilk şey kanunlara aykırı.Sabır deyip seçimlerin bitmesini bekliyoruz,Çünkü şu anda sizi dinleyecek Marko Paşa bile yok Belediyede.

    Comment by Cengiz Sagcan | March 24, 2014 | Reply


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: