Mahmut Tolon

mahmut tolon population evolution articles books kitaplar makaleler

Laf İshali ve Tedavisi


Eski bir yazımı,  takibeden  yazıya altlık olsun diye tekrar yayınlıyorum:

Logorhö etrafınızda bolca var! Bir arkadaşınızla konuşurken hemen “Yılmaz da var, Ali’de de var” diye tesbit edebilirsiniz. Beraber olduğunuz vaktin hele 3-4 kişi iseniz ve bu bir ders değilse % 60 veya 70’ini tek kişi zaptetmiş ise bir sosyal laf ishali vakasıyla karşı karşıyasınız demektir.

Logorhoe yunanca laf veya kelime (Logos) ve akıntı anlamına gelen rhö kelimelerinden oluşmuş bir kelimedir. Bu rö veya rhö kelimesini tıpça ishal anlamında kullanılan diarhö’den biliyorsunuz. Türkçe’de kısaca laf ishali veya kelime akıntısı demek mümkün.

Etrafınızda sık sık görmüşsünüzdür; bazıları sazı alır eline, daldan dala bırakmak istemez. Konuşur da konuşur ve kimseye söz vermez ama kısmen bunun farkında bile değildir.

Kohorent veya inkohorent diye ikiye ayrılır laf ishali. Yani birinde söylenenin –eğer tabii ilginizi çekiyorsa– peşpeşe diziliminde bir anlam ve tutarlılık vardır. İnkoherent olanında ise tutarlılık tamamen kaybolmuştur, bu şekli şizofrenide falan da görülür. Sınırlar birinden diğerine geçer, laf ishaline yakalanan etrafta bolca bulunan insanlarda. Netice itibariyle habire ramazan davulu gibi “ben ben de ben ben” diye konuşanları kendinizce tasnif de edebilirsiniz: ilginç olanlar ve bayıltanlar olarak.

Konuşma hep bir alış veriştir, bir paylaşım. Konuşarak bir bilgi veya derdi paylaşırsınız veya tabii kendi reklamınızı da yaparsınız. Bu son bölümün dozu fazla kaçtığı hissine varınca genelde dinleyici ricat borusunu çalma isteğiyle yanar tutuşur.

Yaşlanınca bollaşır
Bir açıdan da korku ile beni unutmayın demektir laf ishali. Ormanda yanlız kalıp korkan çocuğun feryadı gibi! Ama çocuk dediğime bakmayın ağır bir psikotik tablo yoksa 50 yaşından önce görülmez genelde, içinde birkaç kepçe “ben ne kadar iyiyim, samimiyim, dürüstüm, kahramanım, zekiyim” mesajı da sık sık içerir. Daha çok erkeklerde ve bilhassa möhim erkeklerde görükür.

En gelişmiş tabloları yani psikiatrist tabloları zorlayanları ben edebiyatla ilgilenen eski siyasetçilerde gördüm. Bir başlayınca insan kaçacak delik arar. Şahsen hem damat hem kayınpeder olarak bilhassa kayınpederlerin damatlarla konuşmalarında hafif benzer tablolar ortaya çıkabilir ama bu daha kolay katlanılabilir ve iyi huylu türüdür diye düşünüyorum.

Hanımlarda görüleni de ben en azından daha müsbet olarak algılıyorum. Sahiplenip bazı kuralları koyma ve malın etrafına çit çekme çabası gibi. Eğer uyuyakalırsanız kızarlar ve darılırlar (hanımlar) erkekler genelde daha mütecavizdirler, dürtükleyip uyumanıza bile izin vermeyenleri vardır. Arada bir “biliyor musun bu ne demek?” diye bir Arapça veya Farsça bir sözü ortaya atıp sanki lafı sana bırakacakmış gibi yapıp sonra da sana olduk olmadık bir ortamda başlarından geçen bu kelime ile ilgili bir anıyı anlatırlar.

Deneyimli laf ishalcileri, epey zaman şirinlikler yaparak ve araya faydalı bilgiler vs. katarak bu assolist konumlarını sürdürmekte ustalaşmışlardır. Marazi halinde ise kendilerinden başkası konuşunca somurturlar ve araya girmek için fırsat kollarlar. Mutluluğu bu kendi üretimleri olan laf ishali üzerinde sörf yaparken bulurlar. Tıbben bir semptom oluşturan cinsine burada değinmiyorum Onların tedavisi de doğal olarak farklıdır ama sosyal yaşamda çok belirgin bir şekli ile karşılaşırsanız ne yapılabileceğini kısaca anlatmaya çalışayım.

Tedavisi
Eğer laf ishalinden muzdarip insan ile samimi iseniz kalkıp basitçe başını okşayın, inanılmaz bir rahatlama getirir. Samimi değilseniz iş biraz daha zor olabilir.

Logorhö kelimesini sohbette izah etmek bile anlamlı bir ferahlama getirebilir konuşma alışverişine.

Manitu hepimizi fazlasından korusun diye üç kez fısıldayarak dua edip, bir kez de logorö esnasında sol omzun arkasına bir tutam tuz atmak faydalıdır. Sol omzu konuşmacıya doğru dönerek bir tutam tuzu sanki yanlışlıkla olmuş gibi konuşanın ağzına doğru atmak ta epey kesin çözüm getirebilir ama adabı muaşeret kurallarına göre uygun değildir.

 

Advertisements

March 9, 2015 - Posted by | Makaleler / Articles

4 Comments »

  1. Mahmut’cuğum, bu hastalık çok yaygın ve maalesef Büyük Türk Büyükleri arasında çok möhim şahsiyetlere de
    musallat olmuş vaziyette. Ne yazık ki önerdiğin yöntemlerin bu kişilere uygulanabileceğini düşünmüyorum.

    Sevgiler

    Bülent Eczacıbaşı

    [Description: cid:image002.jpg@01CE5214.D55EB3A0]

    Comment by Bulent Eczacibasi | March 9, 2015 | Reply

  2. Yazınız,bana nedense Televizyon da program yapan,Sayın Ruhat MENGİ hanımefendiyi hatırlattı. O hanımefendi de lafı ele geçirince bırakmak istemiyor ve sürekli kendi görüşlerini karşısındakilere onaylatmaya çalışıyor.

    Comment by topalragip@hotmail.com | March 9, 2015 | Reply

  3. Başından sonuna kadar yazılanlar, hayatımdan karelerle dolu olduğu için, laf ishali bana da bulaşmış diyerek tedaviyi kabul ediyorum.
    Sevgiler, saygılar.

    Comment by ylmmzz | March 10, 2015 | Reply

  4. Yılmaz Karakoyunludan mı bahsediyorsubuz veya türevleri mi? Tedavi edilmesi için ateşe ateşle gitmek gerek belkide, müsil veya benzeri , aslında ironik bi şekilde metal kabızlık hapı yapılmalı ve yutulmalı.
    Ayşecik.

    Comment by Ayse Sultan | March 14, 2015 | Reply


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: