Mahmut Tolon

mahmut tolon population evolution articles books kitaplar makaleler

Zaman, Zahiri ve Batıni Algılar ve Öte Taraf


Her şeyin bir görünen tarafı var (zahiri denilen) bir de batıni olan, çoğuna görünmeyen tarafı. Bu kavramlar hakkında izniniz ile 2015 yılı itibari ile biraz ahkam kesmek istiyorum.

“Öte taraf” algımız hızla değişiyor.   Öğrencilik yıllarımda virüs canlı mı değil mi diye hocalarımız tartışırlardı. Bugün artık virüsün canlı olduğunu biliyoruz ve hatta koskoca organizmaları örneğin insanı dize getirebilecek hastalıklara yol açabileceğini. Yani evrimi “büyük balık küçük balığı yer” sığlığından öte görmek gerektiğini sadece üç beş bilimle uğraşan insan değil, lise seviyesinde biyoloji ile uğraşanlar olarak kavradık artık.

Hepimizin göremediği şeyler çevremizde her an gerçekleşiyor. Hemen hepsini zaman kavramı ile ancak anlayabiliyoruz. Olan bitenin bir kısmı bizler için çok çabuk oluyor. O nedenle algılayamıyoruz.. Bir kısmı ise çok yavaş oluyor, o neden ile farkında değiliz. Ama biliyoruz artık! Bir çiçek etrafımızda açıyor, sonra soluyor ve çiçek yaprakları düşüp toprağa karışıyor. Milyonlarca mikroorganizma her an çalışma halinde. Biz anı görebiliyoruz. Dem, yani olayın tadı veya kıvamı hep zamanda gizli. Carpe diem yani demi yakala veya “dem bu dem” söylemi de artık yeni bir anlamı da taşıyor.   Yani boşver, nasıl olsa anlamazsın anı yaşa değil, belki de demi yakalamak için sabret, çalış, gözlemle olarak yepyeni bir hareketlilik var sanki  bu mesajda! Artık yeni şeyler söylemek zamanı geldi cancağızlarım!

Fizik de bize zaman ile birlikte baktığımızda üzerinde yürüdüğümüz sert zeminin esasen “boşluk” olduğunu öğretmiyor mu? Bir birleri ile sürekli iletişim halinde olan bir atomlar yumağı üzerinde yürüyoruz ve bunu sert zemin olarak algılıyoruz.

Normalde ışık dalgalarını cisimlerden yansıyınca gözümüzle algılıyoruz. Halbuki bir sürü duymadığımız ses dalgası da var. Bunları yardımcı aygıtlarla, örneğin suni kulaklarla ve bazı çiplerle algıladığımızı düşünün! Suni kulak çalışmaları insanın daha net duymasını sağlayabiliyor. Köpeklerin duyduğu bizim duymadığımız ses dalgaları var. Yardımcı gözlüklerle şu an gözümüzle, çok hızlı veya çok yavaş cereyan ettikleri için, algılayamadıklarımızı algılayabileceğeyiz.

Şu an retinada, yani gözün görme tabakasında milyar yıllık evrim sonucunda elektrik uyarıya çevrilen veriler beyne gidiyor ve bize yaşamda kalmak için gereken uyarıyı veriyorlar. Ya yaşamda kalmanın ötesi? Yani türümüzün yaşamda kalması veya yaşadığımız dünyayı daha iyi kavrayabilmek için gereken veriler? Gözlüklerle bunları da bir şekilde veri olarak toplayabileceğiz. Görünen ışık diye bir kavram var biyofizikte. Gördüklerimiz, göremediklerimizin küçücük bir kısmı. Mikrodalgalar, ultrason, radyo dalgaları, infared yani kızılötesi diye bu dalgalar yaşamımızın bir parçası oldular bile! Kısa olanlar da var: ultraviyole, röntgen ışıkları, gama ışınları gibi ve bunlar her an her çevremizde. Bir kısmını arılar görebiliyorlar, biz bihaberiz. Sivrisinek bile kanın nerede yüzeye daha yakın olduğunu (infrared ile) görüyor. Biz ise bazı merceklerle, aygıtlarla bu bilgiye ulaşabiliyoruz. Gama ışınları veya manyetik ışınlarla evlerin veya beynimizin içinde neyin olup bittiğini görüntüleyebiliyoruz. Yavaş çekim veya hızlı çekim ile, büyülterek veya küçülterek , yakınlaştırıp uzaklaştırarak normalde göremediklerimizi algılayabiliyoruz.

Öte taraf dediğimiz de artık yepyeni bir anlam kazanıyor bu sayede. “Ölüm” bilimselleşiyor. Birinin kalbi durduğunda artık biliyoruz ki kalp masajı yanı sıra ilk yapacağımız şey buzlukta ne kadar buz, donmuş sebze ve et varsa üstüne sermek. Bu sayede eskiden 8 dakika diye öğrendiğimiz tekrar canlandırma (reanimasyon)  süreci uzuyor ve bize saatler kazandırabiliyor. Bir organımız başkasında yaşayabiliyor. DNA mız yüzyıllarla muhafaza edilebiliyor.

1950 lerde sadece birkaç biliminsanının sezdiği ögeler, artık çoğu ilkokul öğrencisinin genel bilgisinin bir parçası. Gel de somurt ve kederli ol huysuz ihtiyar. Neşeli ve olumlu olmak için bu denli çok şey olurken etrafımızda!

Advertisements

May 18, 2015 - Posted by | Makaleler / Articles | , , , ,

1 Comment »

  1. Mahmut bey Tibet Keşişlerin, Kabalistlerin, Mutasavvıfların asırlardır anlattıklarını galiba bilimsel olarak yeni yeni anlamaya, kabul etmeye başladık…

    Comment by Hasan Emre Oktay | May 18, 2015 | Reply


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: