Mahmut Tolon

mahmut tolon population evolution articles books kitaplar makaleler

Ekin


Ekin Kışlalı ile şirketler hatta neredeyse holdingler kurduk, seralar ve gençlik yurtları hayalimizde. Bol bol gitar, piyano çalarken dinledim. Akhisar’da, Urla’da. Okumuş etmiş, dünyayı görmüş bir insandı.

Geçen yılki I. Urla Felsefe Günlerinde Alaçatı’dan Nimet Yeğin tanıştırdı. Bir yılı az aşkın süre arkadaş olabildik. Bilgisayarcı ama cep telefonu ile sürekli kavga halinde. Ya şarjı bitmiştir, ya bir yerde unutmuştur.

Tanıştığımızda yaklaşık 6 ay önce Urla’ya göç etmişti.
Hoşuma giden tarafı, gelir gelmez bir tarla kiralamış ve 20 dönüm kadar enginar ekmişti.

Daha önce tarım yaptın mı? Hayır!

Ama genel doğaya merak çerçevesinde karar vermiş ve Urla’ya göçmüştü.. Enginarları kavanozlara koyup ihraç etme düşünde idi. Bizim enginar uzmanı muhtar ile tanıştırdım ve ekerken hafif kazıklandığı ortaya çıktı. Heves iyi de, tarım zor zanaat. Eh, gidelim oluruna bakalım diye ayni yola soyunmuş olan oğlumla Akhisar’da tanıştırdım. Planlar projeler ve müzik.

Orada gene bilgisayarcı olan yeğenim ile Boğazda parkta köpek gezdirirken 2 yıl önce tanıştığını söyledi. Platonik bir şekilde Aslı’ya tutkunmuş, gizliden gizliye de aramaya cesaret edememiş bir türlü.

Güzel müziği ile her daim dostça yaklaşımı ile İngiliz milyarderi Charles Branson’dan “bir işe başla zaten başlayınca öğrenirsin” yaklaşımından cesaret aldığını söylerdi. İyi de gün 24 saat, hem müzik,hem idarecilik, hem bilgisayar, hem ziraat, hem köpek (ki ne köpek) hepsini birden kırklı yaşlarda artık ayni koltuğun altına sığdırmak zor değil mi? Hele hele telefonun şarjı habire bitiyorsa, en basitinden haberleşmek nasıl olacak? Ben somut küçük adımlar peşindeyken o büyük adımlardan bahsediyordu.

Ahmet Taner Kışlalı’nın kuzeni Öcal Uluç Kışlalı soyadını benden duyunca hem de kardeşi Efe Kışlalı’nın tenör olduğunu, ilgilendi, yıl başında üçümüz Urla’da yemek yedik. Ekin bilmiyordu “uzaktan belki” dedi. Öcal ağabey araştırdı. (Soy)İsim benzerliği imiş.
Altı ay önce Urla’da bir seranın yanındaki evine taşınırken ne hayalleri vardı.

Böbrek yetmezliği vardı. Ne dersem yapmadı, kendi başına doğaya kafa tutan bir şekilde perhizi boş veriyordu. Bu benim böbrek bilimci ruhumda fırtınalara neden oluyordu neredeyse. Vakit mevhumu olmaması, sabahları geç kalkması falan hiç biri benim Alamancı ruhumla bağdaşan şeyler değil, ama çok güzel hayaller kuruyorduk beraberce.

Köpeği Şölen ise sıfır eğitim ile sahibini yönlendiriyordu. O açıdan da inanılmaz oranda bana zıt. Ayni yeğenimin köpeklere muamelesi gibi. Ben ise köpek eğitimine, kitap okumaya, disipline falan inanırım. Şölen evde yaşamaya alışmış, bende ise eve girmesi yasak! Al başına curcunanın alasını, köpek kapıları tırmalar, havlar, ulur.

Yaklaşık altı aydır Alaçatı’da 11 ayrı işletmenin organizasyonunda çalışıyordu. Keyfi pek bir yerinde idi. Ukraynalı kız arkadaşı Christina ile geldi bir akşam yemeği yedik, sonra Ekim sonu II Urla Felsefe Günlerinde evimde Felsefe hocalarına güzel bir konser verdi. İstanbul’da kız arkadaşı ile buluşup Ukrayna’ya gidip bir hafta tatil yapacağını anlatıyordu.

Geçen cuma günü aradım “aman ben evraklarla uğraşıyorum, sorma başıma neler geldi” dedi. Cumartesi aradı ve detayıyla anlattı: evi yanmış. köpek Şölen havlayıp uyandırmış ve canını zor kurtarmış. “Kırk yıllık birikim yandı kül oldu, itfaiye 40 dakikada geldi” dedi.

Pazar günü buluşup biraz yürümeye, deniz kenarında balık yemeye karar verdik. Teyzesinde kalıyormuş. Biz erken çıktık, hava güzeldi. Telefonla haber vereyim dedim, telefon kapalı. Mesaj attım. Saat 1 de ses seda yok – “telefonunu unutmuş, eve gelirse deniz kenarına gelsin” diye haber bıraktım. Saat 2 de tekrar aradım, ses seda yok. Hafiften meraklanıp gene de eniştesini aradım. Alaçatı’da Cem Yılmaz’ın da dinleyici olduğu bir mekanda gitar çalmış ve şarkı söylemiş, gece geç olunca orada kalmış.

Bir saat sonra Alaçatı’dan Nimet aradı ve kötü haberi verdi. Herhalde böbrek yetmezliğinin kalbe etkisi ile anlaşılan gece uykusunda ölmüş Ekin. Nereye bu kadar erken genç dostum, hani sen geç kalırdın? Hani daha rap ritmi ile “sok beni sivri sok beni” diye sivrisinek şarkımı söyleyecektin?

Salı günü cenazesi Zeytinalanı mezarlığına defnedilecekmiş. Kardeşi ve kuzini ile orada tanışabileceğim anlaşılan.IMG_1882 Ekin ile bir “kendiye”

Advertisements

November 16, 2015 - Posted by | Makaleler / Articles |

10 Comments »

  1. Cok uzuldum Mahmut,genc yasta,banada sozu vardi,haziran ayinda kararlastirdik tekne ile guneye inecektik,ama nasip olmadi iste.Dedigin gibi spontane yasamayi severdi ve zevk alirdi cok seyden.Ailesine sabirlar…

    Comment by zafercaner | November 16, 2015 | Reply

  2. Başın sağ olsun…Ekin bu yazıyı çok beğenirdi eminim….

    Comment by fatos | November 16, 2015 | Reply

  3. Başın sağ olsun

    Sent from my iPhone

    >

    Comment by Ali Ihsan | November 16, 2015 | Reply

  4. Çok güzel yazmışsınız Ekin’i, son günlerini hissetmiş olduk.. Aslında hiç değişmedi, ben Ekin’i 1984 yaz sonunda tanıdım. O yıl Bilgisayar Mühendisliği bölümünü kazanmış kendimce çok mutluydum, Ekin de aynı bölüme bir yıl önce girmişti, tanıştığımızda – aa ne güzel ben de … falan diyecek oldum, bana dedi ki – ben bu yıl bir daha sınava girdim, yine aynı bölümü yazdım, kazandım, bir kişi eksik gelsin diye, tüh seni kurtaramamışım.. böyle bir adamdı, ondan istemediğin şeyi yapmamak gerektiğini öğrendim en çok bi de saatler saatlerce zamansız sohbet edilebileceğini.. yazacak, anacak çok şey var.. Çok mutlu olsun gittiği yerde.. Anıları bizimle..

    Comment by Nilüfer | November 16, 2015 | Reply

  5. Çok üzüldüm, senin evde felsefe dostları ile müziğini, bestesini dinlemiş, sohbet etmiştik. Güzel, genç, farklı, enerji dolu bir insan görmüştüm karşımda.

    Comment by uk | November 16, 2015 | Reply

  6. Yazık, felsefe dostların ile müziğini, bestesini dinlemiş, sohbet etmiştik. Genç, enerjik, farklı, güzel bir insanla tanışmış, mutlu olmuştum.

    Comment by uk | November 16, 2015 | Reply

  7. Başın sağolsun Mahmut’cum. Ne kadar ilginç insan hikayeleri var!..

    Sevgiler,

    Bülent Eczacıbaşı

    [Description: cid:image002.jpg@01CE5214.D55EB3A0]

    Comment by Bulent Eczacibasi | November 16, 2015 | Reply

  8. Çok erken ayrılmış aramızdan, çok üzüldüm..Başın sağolsun..Evet farklı bir kişilikti, hayalleri, yüreği geniş, samimi, sevgi dolu..Muzip…Alaçatı’ya davet etmişti bir başka başarısını göstermek istercesine..insan hiçbir şeyi ertelememeli…

    Comment by Sündüz TAnergeç | November 16, 2015 | Reply

  9. Bazi insanlari tanimazsin ama anlatildiginda hic yabanci gelmez, icin parcalanir iyi insan gitme ne olur diyesin gelir ama…

    Comment by sedefinaa | November 16, 2015 | Reply

  10. Mahmut Bey,
    Ekin’i ne güzel anlatmışsınız. Arkadaş canlısı, çok renkli bir insandı.
    1986’dan beri biriktirdiğimiz çok anımız vardır.
    Başımız sağolsun, ahenk ve ışıklar içinde uyusun Ekin..

    Comment by Ece Karaca | November 24, 2015 | Reply


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: