Mahmut Tolon

mahmut tolon population evolution articles books kitaplar makaleler

İnsanlar Kültürler ve İnanç


İnsanlar Kültürler ve İnanç

Onbeş dakikada Cumhurbaşkanı kim olmuş ne kadar önemsiz göreceksiniz.

Aşağıda bazı eğlenceli ve basit  rakamlar var, anlamak küresel ısınma, susuzluk gibi kavramlara çözüm için şart! Yaşamda kalabilmek için şart. Anlayıp karar verebilecek tek insan sizsiniz. “Ahmet veya Fatma  anladı ya, bana ne?”  deme lüksünüz de yok.

Bundan 200.000 yıl kadar önce  bizim ilk atalarımıza ait bulgular var. 60-70 bin yıldan beri artarak  yoğunlaşan kemik bulguları  ve türümüze ait  gömütler, aletler,  ayakkabılar, kaval gibi müzik aletleri falan, dikkatle bakmayı daha çok insan öğrendikçe ortaya çıkıyor.

****

Buzda giysileriyle ölen insanlar, mumyalar, özellikle Mısır, Çin  ve Anadolu’daki bulgular  yavaş yavaş insanın ve kültürünün nasıl geliştiğini bize öğretiyor. 2000 yıldır Çinde yazılı olarak nüfus kayıtları var. Insanlar yazmayı öğrenince, mal mülk ve insan sayısı kayıtlarını (hükümdarlar vergi alabilsin diye) tutmuşlar. Arkeologlar mezar yerlerinden, eski şehirlerin nüfuslarını  hesabedebiliyor. Bu nüfus ve kültür ilişkisini anlatan bilim dalına demografi deniliyor.

****

200.000 yıl ne demek? Hayal etmek bile güç! Bu rakama değişik açılardan bir bakmayı deneyelim. Ilk deneme şu olsun:  200.000’e kadar yüksek sesle ne kadar zamanda sayabilirsiniz? Bir tahmin edin?  Hesabedin. Ben kendi tahminimi sizinle paylaşacağım, ortak bir sürede anlaşırız.

200.000 e yüksek sesle 1 günde sayamıyacağınızı kabul edebilir miyiz? Eh uykunuz gelecek, yemek yiyeceksiniz…onikibinüçyüzaltmışaltı, okikibinüçyüzaltmışyedi diye sayın 1 dakika ve saat tutun göreceksiniz 200.000 e kadar yüksek sesle sayabilmek için 2 gün gerekecek.

****

Şimdi bu rakamı içimize bir nebze sindirdik: ayni  rakamı bir de uzunluk olarak düşleyelim ve 1 km= bin yıl olsun. 200 km 200.000 yıl olursa bunu kabaca Istanbul-Bolu veya İzmir-Afyon  arasındaki mesafe olarak aklımızda tutalım. 200 km yolu ne kadar zamanda yürürsünüz? Kolay olsun diye biz 5 günde diyelim, idmanlı ve sağlıklı iseniz,  yürünür. Bir günde  40 kilometre eder.

****

İnsan nüfusunu da bir an için  uzunluk olarak gözönüne getirin. 50.000 yıl önce insan nüfusu 100.000 olsa  ve bu  10 santime tekabül etse:   bundan 2007 yıl önce 250.000 nüfus yani 25 santimç… düşünün siz ilk insanlarsınız ve sayınız artarak ortalama ömrünüz 30 yıl nesilden nesile bildiklerinizi öğreterek, bugüne kadar yürüyorsunuz…

Geldiniz, geldiniz, şimdi oturup bu satırları okuduğunuz yere epeyce yaklaştınız. 200 km nin  çoğunu arkanızda bıraktınız ve insan nüfusu 50 santim yüksekliğe vardı. Yani yarım milyar insan yaşıyor. Siz oturduğunuz yerin 6 metre yakınına gelince, insan nüfusu diziniz hizasında. 107 santim oturduğunuz yere yaklaştınız yani 5 günden sadece birkaç saniye yürüyüş mesafeniz kaldı: nüfus oldu 2 milyar : bizim hesabımıza göre 2 metre yükseklik eder. Uzun boylu bir insan boyu. Son iki adımı attınız ve şimdi oturduğunuz yere vardınız. Insan nüfusu 2 katlı ve dik çatılı bir ev kadar oldu yani 6.5 metre.

****

Ayni dünya, ayni nehirler, ayni oksijen, ayni denizler ve bu da insan nüfusunun artması.  Işte demografi bu! Ne kadar çok insan bu örneği iyice anlarsa, o kadar işimiz kolay olacak.

Başlıkta bir de inanç vardı. Bir kaç satıra o da sığar mı? Sığar. İnanmak zorundayız birbirimize:İnsanların hareket ettiklerini düşünürsek bir günde bir tek insanın 50.000 nüfuslu bir şehiri sayması bile mümkün değil!

Altbuçuk milyarı saymak için yüzbinlerle insanın seferber olması gerek. Ve verilere inanmak. Tekrar tekrar kontrol edilseler bile! Hava fotoğraflarıyla kabaca nüfusu  yoğun  yerler bile sayılsa gene binlerce insanın çalışması gerek ki bu rakamlara varilabilsin.

Demografi denilen bilim dalı bu ve bir bilim insanının bir diğerinden aldığı verileri kontrol ede ede gelişmiş ve artık son derece inanılır bir bilim dalı. Örnek: 1950 yılında 2.5 milyar nüfus vardı ve demograflar 2000 yılında dünya nüfusunun 6 milyar olacağını söylediler duymak isteyen herkese!

Bunlar bu kadar biliniyordu da, “politikacılar neden birşeyler yapmadı?” sorusu mu akla geldi? Eh iyi, varmak istediğim nokta da buydu zaten.

Politikacılar siz bir şey istemeden, bıçak kemiğe dayanmadan  hiç birşey yaptılar mı? Demek önce burada yazılanları iyice okuyup anlamak gerek ki, sonra birşey istemeyi düşünebilelim.

8.8.2007 tarihinde yayınlanmış bir yazı

 

 

 

Advertisements

August 1, 2017 - Posted by | Makaleler / Articles

No comments yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: