Mahmut Tolon

mahmut tolon population evolution articles books kitaplar makaleler

Yol


 

 

3 kilometrelik bir yolun başındasınız. Önünüz çayır, gideceğiniz yer deniz ve önünüzde birkaç çalılık var.

 

Dünyada bu yolu gidecek ilk insansınız. Yalınayak, nereye bastığınıza dikkat ederek, etrafa bakarak   6 saatte  denize varıyorsunuz.  Tabii tedirginsiniz. Çalıların içinden bir hayvan çıkabilir mi? Çayırda bir zehirli böceğin üstüne basar mısınız?  Ertesi sabah kalktığınızda çimenin üstünde ayak izleriniz bile gözükmüyor. Ama tekrar ayni istikamette gittiğinizde artık çalılarda bir hayvan olmadığını biliyorsunuz ama çayırın içinde bir böceğin, bir yılanın üstüne basabilirsiniz. Yol 2 saat sürüyor.

Aradan geçen birkaç hafta içinde – çayırda yavaş yavaş bir patika oluşuyor ve bastığınız yeri görebiliyorsunuz. Artık bir saatte bu yoldan  hedefe varabiliyorsunuz.

 

Bin yıllar  geçiyor, kazma, kürek icat ediliyor. Ayakkabı da. Artık ayni yolda tek bir tümsek bile yok. Bir metrelik bir yol dümdüz önünüzde, hatta bir de tartan ile kaplanmış bir satıh düşünün.. Gündüz vakti bir insan ayni yoldan 15 dakikada  koşarak hedefe varıyor.

 

Sonra  bisiklet icat ediliyor. 6 saatte gittiğiniz yol. Birkaç dakikada  rahatça denizdesiniz.

 

Öğrenmek ayni böyle bir şey. Beyindeki yollarda  nöronlar önce kaba bir istikamet, birkaç haftada bir patika ve daha fazla idman ile, yıllar içinde  bir tartan yol veya bir asfalt yol  oluşturuyorlar. Lisan öğrenmek de böyle, futbol öğrenmek de, bilgisayar öğrenmek de, bir ülkeyi, kültürü öğrenmek de aynen böyle. Özgüven arttıkça (böcek yılan yok!) yol çabuklaşıyor.

Ayni yolu tekrar tekrar, tekrar gidince önce patika oluşuyor. Sonra tartan pist.

Öğrenmenin esası idman, egsersiz, antreman veya tekrar, hangisini tercih ederseniz. Tekrar ile dinler zihnimize kazınıyor. Ülke sevgisi, kimlik.

Yolu 3 km yakındaki denize değil de Afrika sahillerine, Amerika sahillerine kadar düşünün.

 

Anneannenizi bir İngiliz öldürmüş diye duyuyorsunuz, veya bir Afrikalı, veya bir İstanbullu, veya Ankara Çankaya’da oturan  bir insan.  O ülke, Kıta, şehir veya mahalle ve orada yaşayanlar hakkında bir önyargınız var. Farkında bile değilsiniz belki. Oraya gitmek için bir arzunuz yok , o lisanı öğrenmek için. Anneannenizin nasıl öldüğünü bilmiyorsunuz bile ama küçük çocuk iken o yöre hakkında babanız bir laf etmiş ve  hep o iz ile, o damga ile  o şekilde o lisanı  veya o yöreyi veya o “ırkı” algılamışsınız. Bilincinde bile değilsiniz . Bu da o,  sonradan patika olan  yolu giden insanın özgüveni .  Patika olan yolu yaşam öykünüz olarak algılayın, nerede hendek var, nerede tümsek ve yaşamınız boyunca korkudan olsun, imkansızlıktan hangi çalıların etrafında takılmışsınız.

Veya: Anneniz, babanız veya patronunuz “yol olur” diye bir davranışa hep tepki göstermiş.

 

Veya günlük rutin içinde dolap beygiri gibi dönüp durmak da var. Eskiden kuyudan su çeken  beygirler veya eşekler var idi dönüp durulardı ve mekanik olarak suyu yukarı çekerlerdi. Dolabın içinde idiler ki etrafı görüp işerini aksatmasınlar. Hep ayni istikamette döndüklerinden eklemleri zaman ile deforme olurlardı. Şimdi insanın kendini koyduğu ve rahat ettiği günlük rutin var. Hep zihindeki yol halinde. Koltukta oturarak. Yürümeyi, koşmayı unutuyorsunuz. Konfor alanı dediğiniz bir yol oluşuyor. Ufka elektronik olarak vardığınızı sanıp varamıyorsunuz.

December 4, 2019 - Posted by | Makaleler / Articles

2 Comments »

  1. Asfalt yol nereye gitseniz tıkalı oluyor. Dolabın pardon arabanın içinde debelenip duruyorsunuz. Sonra dolabın duvarlarını kırıp İstanbul’dan kaçıyorsunuz! Güzel yazınızı okurken aklıma bu paralellik geldi.

    Like

    Comment by Selçuk Özdil | December 4, 2019 | Reply

  2. Çok güzel bir yazı olmuş, epeydir bu kadar keyif aldığım bir yazı okumamıştım. Bu sefer inanınki edebiyat karışmış, tadı bir başka. Ben aynı şekilde öğrencilerimi eğitirken hep ray derdim, pedagojide öyle öğretmişlerdi. Siz YOL demişsiniz çok daha anlamlı olmuş ve birazda farklı detaylara temas etmişsiniz, İstifade ettim teşekkür ederim.

    Like

    Comment by Deniz Barbaros Şarman | December 4, 2019 | Reply


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: