Mahmut Tolon

mahmut tolon population evolution articles books kitaplar makaleler

Açık spor bir araba, rengi yeşil 4/17/2007


image002

Oturdum geçen hafta eşe dosta bir mektup yazdım ve bir yeniliği haber verdim:

“Ey ahali duyduk duymadık demeyin, bahar geldi kitap bitti, kendime ödül olarak bir cam yeşili mi derler üstü açık bir araba aldım ohhhhhhhhhh  yok hava kirlenmesiymiş,  global ısınmaymış falan filan, dert babası mıyım yaw 🙂  evet son aylarda küresel ısınma hakkında yazdım…

.. ammmaaa beşer şaşar ve ben de sonunda bir çocukluk hayalimi gerçekleştirdim ve aldım anasını satiym.. (arabam müthiş! görenler çok etkilendiler walla….. yaaaa iste böyle;  bakın bakalım fiyaka nasıl yapılırmış:) konunun uzmanı olanlar görünce hemen arabanın beygir gücünü falan da, hatta markasını bile anlarlar…. ister sevinin ister çatlayın ben çok mutluyum bu ödülü kendime verdiğim için! Umarım sizler de baharın tadını çıkartıyorsunuzdur..

Haaa 5 mayıs cumartesi  İstanbulda Kadıköy Belediye binasında bir konferans vereceğim;  Insanlar ve Kültürler ve Darwin konulu  gelebilirseniz sevinirim .. yok, yok  uçakla gideceğim okadar yol arabayla bu yaşta ağır gelir.”

Genelde güle güle eskit, yakışır! Mercedes mi,Porshe mi? Alfa romeo mu, 2CV mı? diye cevap aldım. Biri at arabası mı diye sordu,  birkaç  dost  herhalde “bu adam üşütmüş” dediler ki cevap bile yazmadılar.

,Bir arkadaşım : “araba iyi de sağ ön koltukta kim oturuyor?”  dedi.

Halbuki ben oldum olası çok beygir gücü olan bir arabanın nasıl olup ta “sipor arabası” olduğunu, hele insan yarışmıyorsa anlamakta güçlük çektim. Eğer rally falan yaparsanız (ki gençliğimde meraksız değildim bu tür işlere) bayağı bir kalori sarfedersiniz. Ama çok çevre dostu değiller.,

Açık arabamla çok mutluyum sabah kalkar kalkmaz kontrol ediyorum, bazen 1 metre daha sağa bazen sola park ediyorum. Acaba bir standart koyup bayrak ta assam mı diye tereddütteyim ama MT001 diye bir plaka alacağım galiba! “Nazar etme! Çalış senin de olur!”diye  yazdıracağım yanına.

Çok yakın arkadaşların da kullanmasına izin veriyorum. Neyse benim aldığım açık spor arabanın resmi  biraz aşağıda; arkada da çimi bozup daha az su ihtiyacı olduğu için ektiğimiz lavantalar. Nekadar kullanırsam, okadar spor yapıyorum;  yani gerçek bir spor arabası : yeşil ve de üstü açık .. Nasıl derler ? “Avrupada yalan var bizde yalan yok abicim” :  yeni arabamla olan mutluluğu sizlerle de paylaşmak istedim. Evet arkadaşlar, ben bu küresel ısınma konusunda ciddiyim ve her 10 yaşından büyük dünya vatandaşının bir eğitmenle en az 2 kez Al Gore un “işimize gelmeyen bir gerçek” filmini görmesi gerektiğine inanıyorum! ”(Uygunsuz gerçek) diye tercüme etmişler, ülkemizde de her yerde var artık bu film. Ve genelde mağkam arabası bağımlı,  rüküş politikacılarımız ve “mülki ekran” bunu iyice kavrayana kadar da  bu konuyu  tekrar tekrar anlatmak gerektiğine!

Advertisements

March 30, 2012 Posted by | Makaleler / Articles | Leave a comment

Akhisar ve Manisa Ziyareti /Akhisarspor


Akhisar Turgutlu Salihli ve merkez  Manisa Continue reading

August 24, 2012 Posted by | Makaleler / Articles | 1 Comment

Şölen 5/5/2008


Ufff amma zengin ve hoş bir gün geçirdim: ayni gün mealen hayalimin açık spor arabasıyla  Kordon da tur attım ve  piyangodan 2 hafta 1. sınıf bir tatil çıktı şans işte!.

Gün hem Ahmet İnam’ın  felsefi konferansları ve Cahit Helvacı nın Bor konferansi ile geçti. Ne zenginlik , ne mutluluk, hem de epeyce enerji depolamak üzere fırsat, tatil, kısacası enfes bir Cumartesi.  İki hoca da ülkemizde etkin konumda hocalar bu da ayrıca bir kıvanç kaynağı; doğruyu dosdoğru söyleyebilecek birikimde insanlar.  Biri benim ile ayni kökenden, tecrübi doğa bilimcisi, öbürü ise filesof.  Yani benden değil – öteki– benim okuyup okuyup da ne işe yarar anlamakta zorluk çektiğim bir branş öyle fazla elle tutulur bir  bir şey değil mi ne? Doğa bilimci olmayana fazla güvenemem, hele ekonomist veya hukukçu falan ise bu güvensizlik daha da artar.. Genelde bunları  şöyle bir güzel  senede iki hafta çapa yapmaya, ağaç budamaya veya hastanede hasta bakmaya davet etmek gelir içimden, biraz ayakları yere basmaz bulurum, itiraf edeyim. Ama gençliğimi cebelleşerek geçirdiğim iki diğer insanı da ferahça aşmış bir insan Ahmet Inam, biri Karl Marx, diğeri Freud bu da korkarım bir iltifat değil bilakis o birikimde bir insana bir kamçı darbesi gibi gelecek bir laf. İnam  Anadolu bilgeliğini ve doğu ve batı sentezini ve şahsında bütünleştirmiş, bence bu ülkeye borçlu. O, felsefeyi uygulama hayata geçirme ve el verme safhasına gelmiş bir insan, yani durmayıp yaklaşacak ve riske de girecek yaşta. Daha fazla kitap mı okur  veya yazar bilemem. Bu ülkenin ondan alacağı çok şey var o da verebilecek lisana ve enerjiye de sahip. Ya gezgin feylosof olarak kasaba kasaba dolaşır  ve anlatır veya politikaya mı girer, televizyonlarda  sathı mailin  içine mi girer artık daha nasıl yapar bilemem. Konferans arasında cep telefonuma mesaj gelince bir ara çıktım salonun çıkışındaki bir basamağı da göremeyip bir patetes çuvalı gibi iki seksen yere uzandım: Kalkabilmem beş dakika aldı. Herşey an meselesi ve felsefenin çarptığının kesin kanıtı. Birkaç hafta daha  kaburgalarım acıyacak gibi.

Inam’dan  öğrendiğim bazı bakış açıları, yaklaşımlar oldu. Eflatunu tekrar bir okuma arzusu ve somut olarak aklımda kalan bir şey eğitimin tarifi oldu (parantez içinde  bazı çağrışımlar) : TAHSİL  yani mahsül veren hale gelmeyi üç kökenli görüyor: TALİM  – idman  veya uygulama ( uygulamasız bilim tehlikelidir sadace şişmiş ego ve dogma üretir diye inanırım)  ile TERBİYE yani el alarak yüz yüze  veya ruh be ruh bir usta çırak ilişkisi (veya  belki daha bile sıkça çıraklar arası ilişki, çünkü muhtemelen yaşıtlarımızdan yaşlılardan öğrendiğimizden daha fazlasını öğreniyor ve öğrenebiliyoruz)    ve TEDRİS yani informe olmak, form kazanmak (ki  Önyargılarda yazmaya çalıştım bir yan etkisi olarak doğal olarak FORMASYON kazanmak ve ayni şekilde DEFORME olmak ki bu da kaçınılmaz bir sonuç ve esasen kimseyi putlaştırmamak gereğinin kendi içinde bir tarifi).

Cahit Helvacı   hoca dan da akşam iki saat Urla gönüllülerinin toplantısında “bor” dinledik. Bir ayrı zenginlik te zamanında özelleştirmeden sorumlu bakan olan Yılmaz Karakoyunlu ve zamanında onula ve Güngör Uras ile planlamada çalışmış Cengiz Sağcan’ın da dinleyiciler arasında olmasıydı. İzniyle önümüzdeki günlerde sunumunun resimler ve özetini http://www.tolons.com a koyacağım. İsteyen bakar, isteyen okur ve belki bir dahaki konferansını kaçırmama kararı alır: Urla ve Karaburun’un deprem haritası üzerine konuşmaya söz verdi. Umarım mülki ekran da teşrif eder ve bilgilenir.

Bor madeni konusunda daha çok fırın ekmek yiyeceğiz gibi, yönetimde olanların ilk iş Ankara’ya bir devasa bina koyarak makam arabalarıyla falan olan yaklaşımlarından.

Ve sonra ayni Ankara’ya Kızılırmak’ı yönlendirerek su ihtiyacını karşılamak gibi planları olduğundan gerek madenleri, gerek su kaynaklarının önemini anlayamayacak kadar yüzeyel bir anlayış içinde oldukları ortaya çıkıyor.

Bu konferanstan bende kalan intiba: Bor madenlerinin tercihan üç ayrı şirkete satılması ve bu Boran kuruluşunun otlak olmaktan kurtulması için özerk olması ve bu üç ayrı şirketin de temsiliyle çalışması  gibi temenniler oldu.

Müsbet bilimcilerin işi daha kolay, gerçeğe tutunup anladığı gibi anlatmak. Ülkede un var, şeker var, helva yapmak için de saf tutmak gerek. Felsefenin de belki doğabilimleri ve psikoloji ve sosyalbilimlerin verileriyle yeni ufuklara yelken açması gerek, onların işi daha zor.

March 30, 2012 Posted by | Makaleler / Articles | Leave a comment

Bay Futbolleaks ve Mesut Özil


 

 

Olmayan kriminal öyküler ve futbol. TV de milyarların sevgilisi ve afyonu.

Bir genç adam çıkıyor ve tam bu olayın  futbol kısmının içine tabiri caiz ise ediyor.   Continue reading

December 3, 2016 Posted by | Makaleler / Articles | , , | Leave a comment

Spil Dağında Bir Gece


Geçen yazımda Spil dağındaki serinliği ve tesisleri  övmüştüm. Bu sefer de yereyim. Continue reading

August 6, 2015 Posted by | Makaleler / Articles | 1 Comment

Yaşasın Futbolda Mor Gücü


Yaşasın! Sepp  beyabi Fifa’da tekrar başkan! Continue reading

May 31, 2015 Posted by | Makaleler / Articles | 2 Comments

Paralel, Nokta ve Düz-Ülke Devletler


Bir  ilkokul Continue reading

March 8, 2014 Posted by | Makaleler / Articles | , , , , , | 1 Comment

Su içmek, Emeklilik Depresyonu


Gençken canım sıkılırdı, şimdi yetişemiyorum. Cenin olunca cinayet, yumurta olunca omlet öyle mi? Continue reading

June 1, 2012 Posted by | Makaleler / Articles | Leave a comment